15 01 2012

maaş




bugün maaş günü, oh, aldığım gibi bitirdim pazar pazar :) hadi hayırlı olsun :)

10 01 2012

kötü yemek tarifçisi

bi site var, meşhuuurrr. fotoğrafları, yemekleri, pastaları, börekleri hep çok güzel, çok lezzetliymiş gibi görünür. milastayken onun bir elmalı pasta tarifini yapayım dedim. bu arada ben kek-kurabiye-börekleri güzel yaparım bence. annemin tarifleri var hep bende. arada başka şeyler yapmak istiyorum. o yüzden işte bunun elmalı pasta tarifini deneyeyim dedim. borcamda yapmış, o şekilde tarifini verdi, ben de birebir yaptım. aman tanrım, pastayı ağzıma bir aldım, tatlının da tatlısı, saçma sapan eriyik bişey. yaptığım keki kötü yapsam bile ben, atılacak kadar kötü asla olmadı_hiç. ama işte bu meşhuur kızımızın pastası çöpü boyladı.

geçenlerde bir arkadaşım mantarlı börek yapmıştı, çok beğenmiştim. tarifini istedim, o salağın sitesinden yaptım_birebir dedi. ben de eh dedim, denemiş ne de olsa. bugün gelir gelmez yaptım. aman tanrım ya, sadeceve sadece 2 kaşık zeytinyağı demiş. ben de içine o kadar koydum. ve yufkaları da yağla demiş, yağladım daha çok yağla tabi.

ya eksik veya yanlış tarif verir misin? üstüne de yumurta sür demiş, sürdüm. fırına koydum, yumurtalar yandı, yufkalar bembeyaz. tam bir beceriksiz böreği oldu.

tek suçum her böreğin farklı farklı pişmeyeceğini, hepsinin epeyy bi ıslanması gerektiğini bilmemek.

pis kadınn. uyuz uyuz isimler koymuş zaten çocuklarına. her şey fasa fiso. yahu bir yemek blogu meşhursa yaptığı tarifi aynen yapınca yenilebilir olması gerekmez mi??? niye meşhursun o zaman??

tatlı tarifi verince yapanlar şekeri 1 bardaktan fazla azaltıyor, börek tarifi verince yapanlar yufkayı kendi bildikleri gibi ıslatıyorsa o zaman neden o tarife gerek duyulsun ki??

29 12 2011

yeni yeni

evet, başlık bulmakta zorlanıyorum :)

iş yerindeyim, herkes ayrı alemde. neye neden kırgın oldukları belli olmayıp, iş yapmaktan kaçan binlerce farklı tipte memur. dediğim gibi, tek ortak özellik işten kaçma..

bense, sevdiğim bir insanın sorumlu olduğu yerde, ne iş olsa yaparım, kafam huzurlu modundayım. o kadar çok şükrediyorum ki şu aralar; diğer arkadaştan kurtulduğuma. işini bilen, pozitif bir adamla çalışmak gerçekten zevkli. ve bir de ben iş yapmayan insanları, tembelleri, kafasızları sevmiyorum. her zaman söylediğim gibi. ne de olsa ben öyle ya da böyle akşam eve gidince hep yorgun oluyorum (haşimatodan dolayı olabilir_bilmiyorum). zevkle çalışayım, pozitif insanlarla birarada çalışıp durayım tüm gün ne olur yani. stresli olup da çalışmadan boş boş oturup eve gitmeyi tercih etmem yani.

akşama kayınvelidemler geliyor. zaten iyice azalttığım postlarım iyice azalır diye düşünüyorum. okuyan varsa, yeni yılını kutlayayım bugünden :)

herkes için iyi bir 2012 olur inşallah :) 2011 seni sevdim galiba ben :))

20 12 2011

go go goo

ich muss weg.

valla en yakın, eve :)

aaa sıkıldım be ya :)

18 12 2011

entelköy vs efeköy



bugün de Entelköy Efeköy'e Karşı'ya gittik. Real'e avşar sinemaları geldi. geçen haftaki salon güzeldi, fakat bugünkü salon buzzdu. üşütürsem fena olcak avşar :p

düşünmüştüm ki bu filme sadece oradaki doğa güzelliği bile yeter. fekat yönetmenimizde yılmaz erdoğanın helikopterdeki kamerasından falan yoktu ne yazık ki..öyle yukardan bir çekim bekledim hakkaten. ya da daha geniş bir çekim işte. anlamadığım, ama beklediğim bir şey.

güzel filmdi, en çok da Şahin Irmak başarılıydı. eğlenceliydi. Bafa kıyıları ne kadar enfesti.

sevmediğim iki şey vardı, gerçekten rahatsız etti beni: arada şarkı söyleyen bir grup vardı,müzik harikaydı ama, şarkıyı söyleyen o sarı gömlekli adam ne kadar iticiydi öyle. bir de entellerden genç bi oyuncu vardı, ne kadar itici oynuyordu, ne kadar bağırıyordu ( ümit olcaymış adı ).

köylüler ünlülerden daha iyiydi, daha güzel oynuyorlardı. şahinin şivesi çok yerindeydi. epey güldüğümüz sahneler oldu. sonunu da beğenmedim, sustum artık.

12 12 2011

bugünlerdee



bir gün gidip 15 dk. kala bilet bulamadım, bir gün arkadaşlarla gitmeye karar verdik, aslı mesaiye kaldı, gidemedik. enn sonunda 3.sünde gittim, izledim. hem de yanımda bir milaslıyla :)) ben milastan gittim, 2 film çektiler orada :) şans işte..

çok beğendim, çok güzel bir filmdi. milasın o eski sokaklarını gördükçe de canım ciğer çekmedi değil..aah geç keşfettiğim bir ciğerci vardı milasta, çok güzeldi yahu. ki ben dana ciğeri yemem genelde :)

2 hafta, hafta sonları hariç diyet yapayım dedim, ilk defa, yok, beceremedim. şimdi de iştahım arttı. oh diyette değilim ne de olsa diye canım ne isterse yiyorum. zaten aç kalmıyordum ama canım kek, kurabiye, çikolata istiyordu hep. bi de her gün salata falan yemek zor iş..

işte ne diyordum, çağan ırmak canım benim. çok seviyorum onu. ne yapsa güzel yapıyor. bu film de onlardan biri.

kimse korkmasın, babam ve oğlum gibi tüm film boyunca ağlatmıyor :) ben filmlerde ağlamayı sevmem de.

başka da bişey yapmıyorum. perdemin fonu 2.kezde de olmadı, bir daha seçmeye gideceğim. zaten tüllerimi değiştirmiştim, yani gidip başka tül seçmiştim.. ama bişeyde şansım döndü, stil direktöründen tütü kazandım minik tatlı nehirim için :) o da bu aralar bale yapıyordu zaten, ne güzel oldu :) tam işten çıkarken kazandığımı görünce o kadar sevindim ki iş arkadaşlarım araba falan kazandım sandılar :D arabaya bu kadar sevinmem, küçük şeyler mutlu eder insanı :)

öptümm

19 11 2011

snow patrol



ohh bu klip çok güzel. ortaokul lisedeyken bayıldığımız kliplerden.

evet şu aralar yok efendim kendine mezar kazmak isteyenler, isterik saçma özenti hareketli duruşlarlı klipler meşhur ama benim için bu ya :)

grupla ilgili tek bir şey bilmiyorum :) hatta ilk izlediğimde acaba takım elbiseli mi söylüyor dedim. gruptansa süper ha.

14 11 2011

ısınma

epeydir bir şey yazamadım. tepkilerim hep küfürlü oluyor da. daha çok da tepki gösterdiğini zannedenlere karşı öyle oluyor, hadi bu sefer susam dedim..

film ekiminde gittiğim filmleri yazmak istiyordum, en son yazmaya çalışırken elektrikler kesildi:p bu ara film milm kalmadı, taşındık, perdeler eksik, koltuk mu alsak şeklinde takılmaktayız. bir de o eşsiz denetimlerim var. ve bitmek bilmeyen çikolata isteklerim.

5 filme bilet aldım, 4üne gittim. gitmediğim en güzeliydi belki de kimbilir..

ilk olarak binbir zorlukla saatine uyup, Küçük Beyaz Yalanlar'a gittim. bir grup tatil sevdalısı, arkadaşlarını yoğun bakımda bırakıp tatile gidiyorlardı, çok aptal tiplerdi. güzel marion cotillard falan yetmiyor bence bu filme. fotoğraftaki soldaki adam kurtardı bana göre filmi. sağdaki zavallıyı yoğun bakımda bırakıp gittiler..

ertesi gün sabah 11de film maceram başladı ve 3 film izledim. Elena, çok güzeldi. seviyorum ben bu yönetmeni galip. sabah sabah kimse yoktu salonda, daha bir güzeldi. hoş, diğer filmlerde de salon dolmadı.

ve sonra Gelecek vardı. benim minik tatlı kedim. tatlı bir kedi arada konuşuyordu, kim seslendirdiyse harikaydı be! fotğrafta görülen dım dım tıs şeklindeki bir müzikte danseden başrol kızımız. poposunu içe dışa hareket ettiriyordu bi müzikte, çok hoştu. en çok bu dansı ve kediyi sevdim. kedinin sadece iki patisi görünüyordu bu arada :)


4.film Mısır filmi, müzikalimsi diye gittim ama hiç de beğenmedim. bak adını bile yazmıyorum. sadece Deniz Yıldızı diye bi dizi var ya, orada çevreci bi kız var, onun birebir aynısı vardı filmde!
öptüm, bye

05 11 2011

yine yollar

bize yine bayram yolları göründü. ama bu tatil upuzun olsa olmaz mıydı :)

neyse, yine de iyi :)

herkese mutlu bayramlar :)

18 10 2011

can



can sıkıntısı işte..bugün çoook sıkkınım. evin eksikleriyle uğraşmaktan, perde yaptırmaya, ne biliyim yeni evle ilgili heyecanlanmaya vaktim kalmıyor. çok çabuk sıkılıyorum her şeyden. en ufak bir sıkıntıda heyecanım, isteğim geçiveriyor. ales'e giricem kasım sonu. bi yüksek yapayım istiyorum, kendi bölümüm yok ki burda :( zaten burdaki üni.yi de hiiç sevmedim&sevmem. bakalım..

bugün bi blogta ( c-bell ) yüzüğüme benzer bir yüzük gördüm de, ben de yüzüğümün fotosunu koyayım dedim. ne çok yorulmuştuk o gün ablamla, hem yağmurluydu hem de alışveriş yapma çabalarındaydık :)

neyse, sıkıldım işte yine, hiç bir işe yaramadığımı düşünüyorum. ne işte ne evde ne başka yerde.

13 10 2011

pray to the gods and angels



move like jagger'ı aratırken çıktı karşıma. ben de kayıtsız kalamadım tabi bu naçizane eskilerden mükemmel şarkıya :)



bir de bu var. angels deserve to die işte. bu herifin sesine hastayım.

bir de şu vardı ki kimseye değişmem:



klip için youtube'a :)

10 10 2011

neler yapmışım bu ara

bu aralar iş yerinde herkesler hamile :) onlarda olması gereken rahatlık bana çöktü. rahatım yani, ooh, maşallah. mr çektirdim çektirmedim kabuslarım sona erdi, belki de ondandır.

opi oje moje diye her yerde okuyordum, trendyolda görünce aldım bir adet. güzel renk, ama kocaman bir fırça. daha narin olabilirdi bence. nesi meşhur, galiba zaman geçtikçe göreceğim, ama bugün de 2.gün ve bozulmadı nerdeyse.

2 yeni kitap almıştım ramazanda zaferden, onlardan ahmet ümit olanını kocacım sağolsun kolilere kaldırmış, diğerini okudum: Hakan Günday, Az. aman tanrım, derdalar sardı dört bir yanımı. ilk derda fenaydı. çok etkileyici ve kötüydü. zaten hakan günday kötüleri, tecavüzcüleri çok seviyor. ama rüyalarıma bile girdi derda.
ikinci derdaaa ise hem o kadar etkileyici değildi, hem de diğerine göre daha baştan savmaydı.ikisinin karşılaşmaları ise çok saçmaydı. sevmedim sanırım...

dizileri bile izlemedim doğru düzgün, yaptığım bişey yok işte bu ara..

04 10 2011

filmekimi

hey siz istanbuldakiler, filmekimi sadece size mi sandınızdı :))))

konyaya da geliyormuş bu sene nabeeeer :)

geçen sene çok üzülmüştüm hatta gidemedim diye. bu sene alırım inşallah biletleri, yihuuu :)))

02 10 2011

itirafcom

bu klip de şarkı da çook güzel

daha önce soner sarıkabadayı da kim nerden çıktı diye bir yazı yazmıştım. sonra yılbaşında ntv'de gülben ergenle düet yaptılar. o gün çok şıktı bu adam. taşlı ceket falan giymişti, çok hoşuma gitti. sonra da bu şarkıyı dinledim. aa çok güzelmiş. sardım bugün buna. kaçıncı kere dinledim. blogumda da dursun dedim.

şarkıların hangisi insanı nasıl etkileyecek belli olmuyor. hani düz mantığım, sevgilim gitmiş olsa, bu şarkıyı çok sevsem anlarım. demek ki diyorum, sözleriyle bir ilgisi yok :)

bööyyle de 360 derece dönerim ara sıra bazı bazı :)

yormadaaaan sormadan seveceğim seni sadeeem :)

19 09 2011

incir reçeli



Dün akşam izledik sonunda. aslında sinemada gösterime girdiğinde hiiç ilgimi çekmemişti, fakat kuzen nehir izle izle dedi. ben de izledim. tabi ağlattı bayaa, oldukça duygusal bir film. filmden bahsedersem izlemeyen biri okusa filmin büyüsü bozulur. güzel filmdi. çok zordu durum.

biri izlemediğim bir filmle ilgili en ufacık bir kelime etse, hemen tahmin ederim, hiç sevmem o yüzden.

ben çok zekiyim ya, zeki olmak zor. bakıyorum da hastanede falan, zeki adama rastlamak çok zor. bloglarda da öyle. neyse ya, filmden saptım :D

16 09 2011

süpeeğğ

bu aralar non-süperim ya. bu hafta nası geçti ne yaptım anlamadım. işte çok mutsuzdum. 3 gün çıkışta bir yerlere gittim. aşina gelmişti bayramda, biraz da uzatmıştı hatta tatili, onunla buluştum, çok mutlu oldum. sevdiğim bir arkadaşımı görmenin duygusallığını yaşadım..
işten bıktım işte yine..bir de bilgi işlem bu hafta hep bizdeydi ( ve bütün dosyalarımızı silip attı! ). üstüne 2 gün de kapı tamircileri vardı, ortalık savaş alanıydı, yani sessizliğimiz düzenimiz bozuldu işte. bir arkadaşımızın tayini çıktı, onunla bir akşam veda yemeği yedik. akşamlar iyiydi yani aslında. bugün de bi tahlil yaptırayım dedim, tsh'ım, karaciğerim ne durumda diye. son saniye öylesine bir de idrar işaretleyiverdik. oh. yine aynı durum. bu seferki antibiyotiklerim en ağırları..cipro değil yani, 2si birarada. her dr.un idrar tahlilime şaşırıp belki bir tanı koyarım umuduyla benle uğraşmasından bıktım aslında. her seferinde daha da size uyup 100 tahlil yaptırmam diyorum ama, yine de hadi bi daha bakılsın diyorum.
geçen hafta cuma günü çok yorgundum, c.tesi de kuzenimin düğününe gidememiştim. grip olmasam diyodum. heralde işte bundan.
bunları dönüp de okursam ivp falan çektirmeyeyim.
artık perdeci, avizeci gezeyim, eşya toplayayım :) neyse, bu haftaki bıkkınlığımı bi yere bağlayabildim en azından, bööö :)

çok alakasız bir foto koyayım da fotoğraflı post olsun dedim, elim buna gitti, keh keh :)

23 08 2011

şimdilik ölümüne kadar hayattayım

savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye,
zaman ki sana hasta oldu
incelikli haytasın

nüksederken mahallenin maşallahı eyvallahı
güzelleş be oğlum.

şimdilik ölümüne kadar hayattasın
şimdilik, ölümüne kadar hayattasın.

küçük iskender

o zaman ' bana bi saz verin'

22 08 2011

Padişah Abdülmecit


Hıfzı Topuz'un bu kitabını evde buluverdim. Annemlerden almışız, fakat ben okumamışım. Sürükleyiciydi, hemen okudum. Konusu tabi ki Abdülmecit dönemi. Annesiyle konuşurken, bir sadrazamıyla konuşurken saraydan ve dünyadan bilgiler veriliyor biz okuyuculara. Arada da yazar araya girip bu dönemde Abdülmecit'in neler yaptığını anlatıyor, babası 2. Mahmut'tan da bilgiler veriliyor.

Ben tarihi, özellikle genetik mirasım olarak Osmanlı dönemini çok severim :) Yine de epey unutmuşum, bu kitapla yine biraz yakınından geçmek hoşuma gitti o dönemlerin.

Özellikle beğendiğim kısım ise şu oldu: Avrupa devletlerinde neler yapılıyor, neler konuşuluyorken biz ne durumda idik. Bunu güzel anlatmış. Yani sadece bizi değil, karşılaştırmalı Avrupayı da öğrenmek güzel oldu. Mesela komünizm tartışılırken dünyada, biz neleri konuşuyormuşuz gibi..

Abdülmecit güzel şeyler yapmaya çalışmış, 16 yaşında tahta çıkmış. Tahta çıktığında bir anda kalakalmış tabi ki. Etrafındaki insanlar ( sadrazam vb devlet görevlileri ) onu yönlendirmiş. Daha sonra Tanzimat, Islahat fermanlarını yapmış. Müzikle ilgilenmiş, çok güzel bir tiyatro-opera binası yaptırmış ki şu anda yıkılmış o bina :( Dinine bağlı, fakat diğer dinlere saygılıymış. Avrupa'dan gelen yeniliklere o yüzden sanırım, kapalı kalmamış. İlk gazetemiz de Abdülmecit zamanında basılmış.

Bunlar aklımda kalanlar. Kitapları anlatırken kitap elimde olmaz benim, aklımda kalanı, neler hissettirdiğini yazarım.

Bugünlük benden bu kadar. Hiç de böyle bir cümleyle bitirmemiştim bir yazımı sanki :)

14 08 2011

diziler saçmaladı

her dizide aynı tipler.

Seni Bana Yazmışlar; bizim Issız Adam'ın restoranı var ve kapısına gelen garsonuna ' beni rahatsız etmeyin böyle abuk subuk şeyler için, ben yukarı çıktım artık, yukardayım' diye bağırıyor! aa ıssız adamda da annesine bağırıyodu di mi? içinde aynı aşağılık kompleksi. oyuncularda, rollerde hiç risk alınmamış.

Ay Tutulması'nda ( adı doğru di mi, Naz Elmas'ın dizisi ) Naz Elmas'ın ofisteki arkadaşı..adını bilmiyorum, hanımın çiftliğinde Güllü'nün kankası 2. rol kadındı, şimdi Naz Elmas'ın. orda güllünün iyiliğini güzelliğini istiyordu, burda naz'ın.

herkesin rolü aynı, hepsine hep aynı roller. sıkıcı işte.

bir de duvar boyarken, bahçede iş yaparken falan hemen turuncu tulumları giyivermiyorlar mı. hepimizin evinde bekliyo dolapta çünkü onlar, bi duvar boyarız, bi kaçamak bakışma yakalarız şeklinde bekliyo.

bu saçmalıkları bulmadığım tek dizi Çağan Irmak'ındı. bir tek o akıllı bütüüün bunların arasında galiba :)

bir de İstanbul'un Altınları'nda Demet Akbağ ve 'reşat' harika. ikisi de süperler valla. dizi çok sürükleyici olmasa da onların her sahnesi çok güzel :) reşatın saçı, sallanışı falan müthiş olmuş.

tatildeyken hepsini izledim. kış gelsin daha da izliycem, nihohooo

12 08 2011

Burcum

mynet'ten sonra burcumla ilgili çok güzel saptamalar yapan başka bi site buldum:e-sehir.com.

kovayı bi anlatmış, çok bayıldım :)

bi mesele var, anlaşamadığım 3 burç çıktı ortaya, boğa_çok kuralcı diye, aslan_çok istekli diye. bir de lanet akrep var, onun sebebi bile önemli değil. boğa annem, aslan ablam. yani şu aileye sonradan bi kova ilave etmek biraz mantıksızmış be :D

ah be, şeytan diyo, atla git denizliye, boranın yakasına yapış, bi doğum haritası çıkarttır, dinle de dinle...

neyse, borayı tanımayanlara, bu iki site önerim benim.