8.02.2017

arkadaşlar, arkadaşlarım

Ati'nin bir bebeği var biliyo musunuz, adı da Deniz. Adın kadar mutlu ol deniz, tatlı küçük..Ha şimdi 3,5 falan, yeni doğmadı yani :)) Ama yeni konuştu diyebiliriz di mi atikuş?

İş yorgunluğundan arkadaşlarımla görüşemeyen bir tipim sanırım..Akşam yığılıp kalıyorum, sanki koli taşıyorum işte (Allah korusun).

Martta görcem yorulmayı galiba_ya da düzensizliği diyelim...Çünkü nöbet başlıyor. Yıllardır korktuğumuz, hep az kişi olduğumuz için sürekli tutamadığımız şu nöbet. Gerçi başladık da, martta yoğunlaşacak sanırım_en kötüsü de yazın eyvaah...Ona da bi çare buluruz heralde..

Arkadaştan girdim, nöbetten çıktım yaa.

Özgür burdaydı, çok az görüşebildik_ki çocuk yoktu bişey yoktu...Aşina burdaydı, aynen. Eee Özgeyle Ati burda??? Çoluk çocuk eşler işi zorlaştırıyor galiba...Bilemedim. Ya da asosyalin Allahıyım, bundan da olabilir.

Özgürümün de tatlı Öyküsü var, maşallah hepinize...

Öptüm.

27.05.2015

bezi bırakma-tuvalet eğitimi (emzirmeyi bırakma ve yatak ayırma da dahil)

merhaba

artık pek sık blog yazmıyorum/ yazılmıyor pek..elde telefon, blog yazmaya gerek duymuyor kimse..

ama çocuk konusunda bazı önemli şeyleri yazmak istiyorum. çünkü ben de hemen google'a koşuyorum emzirmeyi bırakırken, yatak ayıracağımda vs..aa bunları da yazayım, sanırım yazmamıştım :)))

emzirmeyi bıraktırma:

öncelikle çocuğum 30 aylık. 24üncü aydayken emzirmeyi bıraktırdım. gece gündüz sürekli emerdi, koltukta otururken üst kısma çıkar aşağı doğru emerdi, ayakta emerdi, emerdi de emerdi yani :) tatile gittiğimizde ki 15 gün falan kaldık tatilde, meme ucuma bant yapıştırdım. aa yara oldu dedim. hala hatırlıyor tabi ki ama napiyim :) daha önce novalgin damlayı ucuna sür asla emmez dediler işe yaramadı. memene ayakkabı boyası, salça vs. sür diyen oldu, asla öyle yapmak istemedim. en sonunda bu şekilde, denizin verdiği kolaylıkla bu işi bitirdik..napalım kuzum bir tanem, 2 yaşa kadar emzirin diyorlar, yaptım. nitekim emzirmeyi bırakınca diabetim için ilaç kullanmaya başladım, hipoglisemi belam biraz rahatladı vs. vs. sonrasında da tabi ki süt bitmiyor, onu da düzensiz aralıklarla bir kaç kere makineyle, sonra da elle sağa sağa bitirdim, bir kaç hafta sürdü, öyle hemen bitmedi.. bunu okuyan bir erkek olursa not: evet resmen inek gibi kendimizi falan sağıyoruz :))))) oluyor ;)

yatağını ayırma ( oda değil yatak only):

oğlum benimle beraber yatıyordu, odasına almaya cesaret edemedim, aslında alsam eminim ki ona da alışırız ama 4 yaşına kadar aynı odada kalsa iyi olurmuş, bunu duydum bir kere. o yüzden yatağımızın yanına oğlumun yatağını monte ettik, aralıklı tabi. hani otelde bir çift yanında da bir tek olur ya, o hesap ;) güzel nevresim bile almadım önce, (yetiştiremedim çünkü alışverişini de ondan), yatağı yan odadan getirip monte ederken onunla beraber yaptık, yatağa sticker yapıştırdık, azcık resim yaptık. yani benimsettik yatağını. uyurken yanımızda yattı, uyuyunca yatağına aldık, gece bir kaç kere uyanıp yanımıza geldi (aldırdı kendini) derken alıştı. yani artık bazen bizimle uyuyor bazen kendi yatağında uykuya dalıyor...

tuvalet eğitimi:

barış bezine bayılan bir çocuk. arada ben hep sordum oğlum bez takmayalım ya boşver falan filan dedim. hiiç bırakalım demedi. hayır dedi hep bezini sevdi. bez eğitiminde internette genelde şunu okuyorum: çocuğunuz size sinyalleri verir, sabah bezi kuru kalkar vs. valla ben hiç sinyal almadım. sadece artık ilerde okula başlayacak ve okulda ilk kural bezsiz olması dedim ve kakası artık fazlalaşmıştı, yani artık zamanı gelmişti! 1 mayısta istanbula gittik. orada alt değiştirme aparatlarında bir kere bez değiştirirken çok zorlandık, oğlum sığmadın bak buraya, dönüşte bırakalım şu bezi artık, burası rahat değil falan dedim. çok da öncesinde her gün bez bez bez demenin bir alemi yok bence.

istanbuldan h&m'den bir sürü külot oldık, rengarenk, süpermanli vs.li :)) dönüşte cumartesi başlatmaya karar verdim. külotları ütülerken falan hep gösterdim :) sonra bakıcı teyzemiz perşembe cuma öğleden sonraları çıkarıvermiş bezi, ben gelince taktık. o sırada başlamamamın sebebi, ilk günlerinde hep yanında olmaktı. cuma akşamı mesela altı bezli olduğu halde çişinin geldiğini haber verdi bana kuzum. ve sabaha da bezi kuru kalktı. başladık bezsiz gezmeye. sadece pazar akşamı anneler günü yemeğine giderken takmak zorunda kaldım bezini :( cumartesi pazar yatarken de taktım gece. onun dışında takmadım. ilk bezsiz gecede tabi ki ıslattı altını, zaten çarşafın altına koymuştum yatak koruyucu pedlerden. hemen değiştirdik, oldu bitti. çişim geliyor diye hep haber verdi, arada kaçırıyor ama herhalde çok sıkışınca, onun dışında bir problem yok.

gelelim kakaya: ilk gün sabah geldi, biraz külota, biraz tam açarken dışarıya yere (hahaha) biraz tuvalete yaptı :) akşam kakam geliyor diye gidiyoruz arada klozete arada normal tuvalete.. pes edecektim, belim koptu ama o kaka gelmedi..ilkinde wcye yapınca hep kolayca yapacak sandım ama düşündüğüm kadar kolay olmamakla beraber 1-2 günde normale döndü. hafta içi sabah-öğlen bakıcısıyla yapmadı akşam bizi bekledi ama olsun. ilk haftası yani diğer cumartesi ilk defa dışarı çıktık, bir yemekli düğüne gittik hem de akşam :p ondan çok, ben tırsıyorum nasıl yaptıracağım çişi kakası gelirse diye :)) çok şükür kaka gelmedi, çişi de babası kolayca yaptırıverdi.

şu anda durum şu: çişi kakası gelince söylüyor, kakada bazen yanılıyor, sadece gaz olabiliyor, gece 2 defa uyandırıp çişini yaptırıyoruz. gece de ilk 1 saat içinde yapmıştı o ilk yatak ıslatmasını, ilk kaldırmayı uyuduktan bir saat sonra falan yaptırmak mantıklı olabilir. çok fazla dışarı çıkmadığımızdan dışarıda kaka konusunda ben hala acemiyim. oğlumla tek başıma değil de 3 kişi gidelim istiyorum her yere :))

bizim aylarca düşüdüğümüz, acaba nasıl olacak dediğimiz şeylere bence çocuklar daha kolay alışıyor diyorum son olarak. hani meme konusunda belki üzgündür oğlum, ona da üzgünüm 2 seneyi ben bilirim diyorum ve tabi afiyet olsun diyorum :) hala arada bez tak anne diyor ama neden diyorum başka konuya geçiyoruz bitiyor konu :)

sorularınız varsa sorun lütfen, çünkü ben çok blog okudum, yerlere yapılacak kakalara kürekler düşündüm, çok sorunuz olabilir yani;) ama öyle yerlere yapma falan olmadı çok şükür. sonuçta baharda öğrettik, bezsiz pantolonsuz dolaştıramazdım. ne halıları çektim ne az su verdim..her zamanki gibiydi her şey. sadece yatarken süt içirirdim, onu kestim biraz çünkü zaten o sütü acıkmasın diye verirdim ve her gün değil yani biraz zorla verirdim. yatarken içilen sütün kalsiyumu alınamıyormuş hem..

biz bitirdik darısı başınıza,

öperim

Edit: Kaka yapınca çok sevindim hep öptüm sevdim ve kinder çikolata, çitos falan aldım, onu yazmayı unutmuşum :) ödüllendirme güzel oluyor :)

10.02.2015

orkid-kız gibi

dedim ki bu ne saçma sapan kampanya. ekşiye bakayım, birileri hislerime tercüman olmuştur dedim, cık, yok. yazmalıyım çünkü bunu.

orkidin kız gibi kampanyası şu sanırım: hey kız, ne yaparsan kız gibi yap, çekinme. iyi ama 'kız gibi atıyorsun topu' lafı mesela, amerikan filmlerinden bir replik değil mi sizce de? türkiyeye nasıl uyarlayabildiniz?

bizim kız gibi lafından anladığımız ne onu yazalım önce: kız gibi araba mesela. kız işte, el değmemiş, gencecik, güzel. tamam. kötü değil yani. iyi. edebiyatımızda, eski eserlerimizde kızlar övülür, kadınlar övülür hani koca gözlü minik dudaklı...

şimdi orkid kendi vatanında yaptığı reklamı getiriyor birebir türkiyeye, hadi bakalım, #kız gibi yap, övün. e iyi de zaten bizim böyle bir durumumuz yoktu ki. yani kıza kız gibi yapma demeyiz ki..erkeklere denir, kız gibi ne ağlıyorsun diye, gay gibi davranma anlamında o. e herkes ister evladı kızsa kız gibi, erkekse erkek gibi olsun.

demem o ki her kültür farklı ya, nilciğim gaza gelip de atlama hemen her şeye yaa. yok kendisi de bu reklam teklifinden sonra farketmiş bu 'kız gibi' durumunu vs.

yazarken 2 kerede yazdım, soğudum olaydan, kaçtım.

18.12.2014

django


djangoooo


izledim coştum. soysuzlar çetesini sinemada izlemiştim, ama onun için değil valla, çok daha güzeldi. ama bu da güzel. pulp fiction'ı hiiç sevmemiş bi insan olarak tarantinoyu artık seviyorum diyebilirim.


basterds'ta hitleri patlattı, burda da candylandi. zencilerin öcünü aldı. yihuuu :) aslansın tarantinoo, kaplansın.

bu arada abd de vs. zenci demek hoş değil ya, bence türkçede böyle değil. biz siyahi diyebiliriz evet ama zenci bizde hiç küfür olmadı ki, aksine biz ezileni seven bir milletiz_ya da ben öyle düşünüyorum. mesela arap desek daha kötü türkçede. o yüzden sevgili sosyal medyanın şahları, zenci dememeye kasıp durmayın, okuyan olursa söyliyim dedim. çüüs

18.11.2014

üni.

Bugün bi burs veriliyormus, yüksek lisans için, başvurmak değil maksat da kime veriliyormuş bi baktım; yaş sınırı 84luler..oh my God! yaşlandım..fenaa. zaten not ortalaması cart curt, ama onları geç. hepsi süper olsa da yaş diye bişey çıktı karşıma, yaa :(

11.08.2014

hep merhaba hep merhaba_26gün tatil

hepimiz deriz di mi keşke öğretmen olsaydık :)) sanki onu söyleyen herkes de o kpsslerden çok iyi puan alabilirmiş gibi aşağılayarak söyler bir de bunu. benimki öyle değil, olsam olurdu. matematik örtmeni olmak isterdim_ya da edebiyat. olmadım işte sonuçta, o yüzden de 2 ay tatilim falan yok :) öğretmenlerim size canım feda.
ben de ama bu sene aldım uzun bir izin, bu ilk günü. ilk gün yapacağım her şeyi yapıyorum hızla şu an :) bi kuaför gidip geldim, kurabiye yaptım, bilgisayarı açtım uzun süre sonra, blog yazıyorum falan :)) sonraya da bir kaç gezme kalacak kendim için yapacağım, o kadar.

barışa meme bıraktırma ve tuvalete alıştırma gibi önemli işlerim var. ikisi bir arada aslında olmaz galiba ama ikisi de 2 hafta içinde olsa keşke. ve de seminerimi yapasım var. onu da öğleden sonraları okula gidip yapayım diyorum...ne çok planım var ya :) kalan 2 hafta deniz tatilimiz var çünkü, o yüzden sıkıştırıyorum...ağustos bitiyor, resmen bu yaz ayları çook hızlı geçiyor ya! bir hafta tatile gittik sadece, hemen eylül geliverdi sanki. uuff okulumu bitirmek istiyoruuum :)

inşallah maşallah tatil iyi geçer. inşallah herkes mutludur? mutlu musunuz genşleer? eğleniyo muyuuuz? benim oğlum içerde uyuyor şimdi, 3 saate yaklaştı. neden kaldırmıyor bakıcı teyzesi yahu? yemeğini yiyene kadar beni görmesin diye saklanıyorum da salonda. ama galiba dayanamayıp uyandiriciim.

öptüm baay

16.07.2014

markafoni sıkıntısı

merhaba! ne güzel bir gün değil mi 😊 havalar sıcak ama çalıştığınız yerde hava iyiyse ohh. bu hafta ve geçen hafta markafoni beni deli etti. ama moral bozmak yok, yazmak var anlatmak var ki siz de benim yaşadığımı öğrenin dikkatli olun :o markafonide geçen haftalarda bir kolye beğendim. ne de olsa kargo parası vereceğim bir kaç tane daha alayım diye 2 tane kolye daha ekledim siparişime. bekle bekle en sonunda geldi, kargocu gitmeden açın bi kontrol edin diyorlar ya her seferinde, ben de kargocuyu bekletip açtım. içinden o ilk beğendiğim kolye çıkmadı. onun yerine herhalde, bir tane dandirik, basit mi basit bir bileklik çıktı. ben de hemen faturanın arkasına yanlış ürün yazıp o bilekliği gönderdim. ve ardından markafoniye mail atıp durum bu, lütfen bana para iadesi yapmayın, o kolyeyi istiyorum yazdım. bana tabi ki hemen bir kopyala yapıştır cevap yazdılar: şu şekilde yanlış ürünü geri gönderin, stokta varsa göndeririz vs. okuduğumu anlamaya çalışmak yok, hemen basma kalıp cevaplar. ben gönderdim o sırada hemen diyorum, bana nasıl göndereceğimi söylüyorlar! neyse en sonunda zaman geçti, baktım hesabimda bir para, o da parasını ödediğim 3 kolyenin en ucuzunun parası! bunu anlatmaya çalıştım, bana göndermediginiz ürün 23,99 bana daha az iade yapmışsınız diye amaa nerdee. bana yine anlamadan dinlemeden ( sallamadan ) kopyala yapıştır cevaplar. bana bu kolyeleri aras kargoyla göndermişler, aras da bana hiç bir belge vermedi. illa o belgenin no'sunu istiyorlar. Sipariş numaram belli, gelmeyen ürünün kodu belli, hatta bana gelen ürünün parasını bile iade yapıyorlar, ama o belgenin numarası olmadan şimdi işlem yapamiyorlar, bak seeen. ben de 13 tl falan gibi bir para için artık markafoninin elemanlariyla uğraşmaktan vazgeçtim. ne de olsa tek derdim tek işim gücüm bu değil! ama gerçekten çok sinir bozucular, epey çok alışveriş yaptım ben markafoniden, ama bu sondu. bi daha yapmam, o olmazsa bakamayiz tarzı bir cevapla da muhatab olamam artık. kopyala yapıştır mail atıp durmayın deyince artık bana o numara olmadan bakamayiz tarzı bir cvp yazdılar da hahaha. iyi de ödediğim kolyeyi iç ettiniz be!

30.05.2014

pire

Allahım çok yorgunum...Yorgunluğum son haddine geldi_yok ya yanlış söyledim, güçsüzüm güçsüz.

1 tanecik pire ağzıma sıçtı. Evet.

Dün hastanede aşağıdaki depoya inip geldim_depo dediysem orası da yaşanılan bir yer. Asansörle indim, orada kaşınmaya başladım. Sonra yukarı gelip pantolonumu çıkarıp baktım odamda_bir de göreyim, 4 ısırık. Sultan pire ısırmış demez mi :(( Sonra kaşındı geçti, eve gidip tüm kıayfetlerimi çıkarıp bi duş aldım. Isıran mısıran yok. Konuyu kapattım ta ki sabah ısırılana kadar. Sabah da diğer bacağımdan şişledi. Yine bulamadım. Bu sefer kıyafetlerin hepsi makinaya :( Salak kafam, dün atsana..Hepsi birarada olmaz diye sadece çıkarıvermiştim banyoya. Hastanede kaldı benle gelmedi eve sanmıştım. Ne anlarım ben pireden!!!!!!!! of.

Sabah hemen eczaneden bi toz aldım, onu döktüm banyoya, yatak odasına. Öğlen de gidip çarşafları çıkarıp tozları makineledim. Çarşafları atmaya zamanım olmadı. Neden? Çünkü eve emzirmeye gittim ya ben :p Bi bırakıvermedi çocuğum, 20buçuk aylık, emiyo daha. Hem arkamdan da ağladı. Bakıcı teyzemiz banyoyu yıkayıverecek, çıkardığım çamaşırların bir kısmını yıkayıp asacak..Kendi işime yetişemiyorum. Yetiş bacım Seda.

Dün akşam yapardım ben bunları bilseydim böyle olacağını..Oğluma gelmez inşallah, onun hassas teni ne bilsin kaşınmayı :((

Dün akşam da alışverişe avm'ye gitmiştik. Tek bir bok alamadan da döndüm ordan. Çocukla, kısıtlı zamanda ben alamıyorum bişey ya :( Haa alsam da yazlık alcam, onu ne zaman giyeceğim. Mayısın 30'u, daha hava kapalı, daha yağmur yağıyor!

Çok sıkıldım, inşallah gebermiştir pislik..Nerde bi kene var, pire var bizi buluyor ya :( Sevmiyorum asalakları, sevmiyorum. Dayanamıyorum bu fikre, yok mantardı, yok keneydi, yok solucandı. ıığğğğğğ

25.04.2014

peeh

sıçmışım böyle yaşamın içine. iki ağaca hasret kaldık! arabasız bir yerde çarpılma korkusu olmadan bisiklet sürmeye hasret kaldık. ağaç dikecekmişim de sonra benim torun salıncakta sallanacakmış o ağaçta..nasıl bulacak benim olmayan toprakta???? biz dikmiştik annem babam yani, kiralık evimizin bahçesinde. görmüyoruz bile o ağaçları! olan ağaçları da söktüler! yaptıkları parklarda da anca iki üç plastikten başka bişey yok! ha bir de kameriye midir kamelya mıdır ne boksa ondan var. sıçmışım böyle işe!

16.04.2014

bayburt baksı müzesi

Bu ara en çok ilgimi bu çekti: Baksı Müzesi.

Haftasonu tv'de en sevmediğim kanallardan biri olan habertürkte rastladım bu habere. Bir müzenin kurucusu, müzeyi anlatıyordu tanıdığım ama adını bilmediğim sunucuya. Dinledikçe hoşuma gitti. Birisi, bir hayali gerçekleştirmiş :) Emek vermiş, çalışmış, didinmiş, bir müze yaratmış. Hem de girişi ücretsiz! O kadar güzel anlatıyordu ki müzenin kurucusu..Şimdi baktım, o kişi Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsamettin Koçan'mış. Eline sağlık tüm emeği geçenlerin...


http://www.baksi.org




Çok mutlu oldum, ne kadar güzel bir bina. Ne kadar güzel bir anlayış. Mest oldum gerçekten...İlgilenen varsa okusun :) Ne güzel bina dedim de, onu biraz açmak istiyorum. Şimdilerde maşallah memelekette binadan geçilmiyor, her gün yeni bir 10 katlı site dikiliyor. Yeni belediye binaları, emekli konakları, hanımlar lokalleri...Allah aşkına bizim bir mimarimiz yok mu? 2000li yıllar Türk mimarisi, Anadolu mimarisi deyince neyi örnek göstereceğiz? Sanattan yoksun, eğitimden yoksun, zavallı bir millet olduk çıktık. Nerede yeni konser salonları, nerede modern tiyatro binaları? Olanı da yıkıyoruz, anlayış bu. Ne yazık ki söylenecek çoook söz var. Ama bugün ben Baksı'nın güzelliğini blogumda görmek istedim. Ve Hüsamettin Koçan gibiler iyi ki var, iyi ki..

12.02.2014

açlık oyunları



Helloooooooooo

Barış doğduğundan beri ikinci kitabım Açlık Oyunları oldu :) oh iyi ki oldu, çok sevdim ve aslında çok çok üzüldüm. Ne yazık ki böyle bir dünyada yaşıyoruz bence, farklı mekanlar ama aynı açlık ve zenginlik :((

Sonra da dün filmine başladım biraz, film elbette ki hızlı olmak zorundaydı, her şey kitapta çok akıcı olsa da daha yavaş,daha detaylı. Ama film de güzel, sonunu bildiğime göre, izleyeceğim sahneler de gayet güzel olacaktır diyorum :) film mi kitap mı deseler kitap derim tabi ki. bir arkadaşım kitabın Türkçe'sini hiç beğenmediğini söyledi ama ben hiç sorun yaşamadım, gayet güzeldi bence. Ha, bir de kitabı okurken Catniss'i hep Jennifer Lawrence olduğunu düşünerek okudum, o yüzden filmi izlerken tam hayal ettiğim gibiydi her şey :))

Keşke hep kitap okuyabilsem...



29.01.2014

beyonce ve saçları_atarlı defne

valla benim blogumla hiç bir alakası yok ama bunu söylemeden nasıl geçeyim ben. bu aralar ders yok ya, canım sıkıldıkça bloga saracak gibiyim.

beyonce ve saçı. yok efendim 17 şarkısı 17 klibi bir anda çıkmışmış da, yok kocası süpermiş de, yok grammy'de en güzel buymuş da..bana ne yahu? ben saçına bakarım böö :p bu saçı ben yapsam tefe koyarlar! bin yıl önceki bir kesimi yaptırmış, siyah değilmiş gibi gitmiş o renge boyamış. aay iğrenç ya. hiç modern değil. tamam rengine alıştık artık. çağla şıkel bir, bu iki. seviyorlar sarıyı, eyvallah. demet akalın kara sarı ten rengim var demiyor yapıyor makyajı saçı, boyuyor sarıya, bak oluyor bir şekilde. beyonce de kliplerde bembeyaz görünüyor, saçı başı oluyor_diyoooorduum ki al sana saç.

yok abi, bu kesim nihal'e yakıştığı gibi sana yakışmıyor veya yolda giden şu hafif dalgalı saçlı güzel kız gibi sana olmamış beyonce. kosskoca beyonce. gözleri de belertmiş. töbee. kıyafet blogları, he pardon, moda blogları, bi böyle yazın ya. aa bana mı kaldı bu iş?


blogun adını değiştirip atarlıyım yapıcam valla bu gidişle :)

28.01.2014

merabayın

eczacı olduğum aklıma geldi. bugün de sıkıldım. bi yazı yazmak bi iç dökmek ihtiyacı hissettim. efenim şimdi şöyle ki domuz ( aklıma ilk geleni söylüyorum sucuk ) jelatininden E vitamini elde edip kullanan zihniyetler varmış.. vay anaaam. elevitte domuz var kaçıııın gibi bişey. şuruplarda alkol var koşuuuun gibi de.

yahu nedir bu durum? domuz dünyada çok fazla olan bir hayvan. bol yani. onunla çalışılmış, yağı, jelatini kullanılıyor işte ilaç sektöründe. ama gel gör ki gerizekalı milletimiz ( rip Aziz Nesin ) takmış ilaçlar ve içindeki maddelere. bu insanlar abuk subuk nerde bir hazır çorba var içen, nerde bir fast food var yiyen, nerde bir abuk subuk bisküvi çikolata var alan insanlar...bunları yerler, sonra ilacın içindekini çok biliyormuş gibi araştırırlar..adamı yormayın yaa. ilaç sağlıktır için gidin. google çok doğru ya, ordan her bilgiye ulaşıp gelir, sorarlar. yahu neyseki eczanem yok haa. bi de olsa napıcam :)

lakayıt bir modum vardı, uzaklaştım şu an. devam edemicem :*

haa, eleviti ben içtim yine olsa yine içerim. günah olduğunu düşünmüyorum.

ilaçtaki ekstraksiyonu balla mı yapıcaz alkol kullanmayıp töbe yarabbim.

2.01.2014

film izlemeye başladım

hello

iş çıkışına az kaldı. süt iznim bitti, işte zaman geçmek bilmiyor! haftaya 5 finalim var, çok korkuyorum, rüyalarıma giriyor. çünkü çalışamıyorum :p

evde bir kaç haftadır film izlemeye başlayabildik :) hamileyken bile izleyemiyordum sanırım, yani yıllar geçti netten bi film izlemeyeli. ilk olarak moonrise kingdom'u izledik :p eh, hafif bir film. barış bas bas bağırsa, bizim sürekli tv'ye bakmamızdan rahatsız olsa bırakıverebileceğim bir film işte. kız blonde salad'a benziyor ya. çirkin bir film değildi ama gereksiz mi evet :))



sonra tatlı bir tanecik fifim geldi bize, benim pek film izleme modum yoktu, raş benim bayılacağım 'izlemeyelim yaa' demeyeceğim bir film önerisiyle geldi: almodovar'ın son filmi :)) benim filmden haberim bile yok, adı aklımı oynatacağım. bir başladı; hoop penelope :)) fakat filmin devamında yokmuş yaee. neyse bol gay'li bol sevişmeli saçma bi filmdi. şu gayler gerçekten gay değilse çok başarılılar diyeceğim filmde, hareketleri harikaydı. tamam biliyorum her gay böyle değil.



veee 2014 yeni yıııl :) hoşgeldin yeniyıl ooh 1 0cak tatiliyle geliyosun ya yeni yıl, çok seviyorum hep seni. dün de evdeydik, ben ödül törenlerinden beri merak ettiğim silver linings playbook'u izleyelim dedim. güzel sıradan bir filmdi. yani bu ödüller neye göre veriliyor merak ediyorum. aslında biliyorum.



en iyi kadın oscarının neye göre verildiğini söylüyorum hemen:
1-fahişe rolü
2-çıplanmak
3-sevişmek ya da 10 kişiyle falan seviştiğinden bahsetmek

işte bu 3 kıstas çok önemlidir oscar için. yani okuyan varsa bilsin istedim :)

yeniden film izleyebildiğim için çok mutluyum seviyorum filmleri :)) sinemaya geldiğinden beri beklediğim ve gidemediğim Kelebeğin Rüyası'nı da hala merak ediyorum. dvd'si çıkmamış galiba, daha izleyemedim.

işte bu kadar

kiss the girls
i yani, öpüyorum.

23.12.2013

yeni kararlarım

epeydir kazık mı yememiştim, birisine mi kızmamıştım bilmiyorum. bu son bir kaç ayda beni nedensiz üzenler oldu. hatta bir tanesinin daha önce de beni hayal kırıklığına uğrattığını hatırladım_hem de iki kez. bu sefer böyle durumlarda iş şuna dönüyor: aa ben aptal mıyım be? ne diye izin veriyorum, neden hala etrafımda bu insan? insanın saflığına geliyor ya, kesinlikle.

bir de benim ilk tepkim üzülmek değil kızmaktır. hemen kızarım. sonra unuturum. kin tutmam, çabuk affederim. hemen üzülmediğimden hemen çakozlayamıyorum durumu galiba??

ama bazılarına da siktiri çekmek lazım. çek git be demek lazım. tabi yüzüne söylemeye gerek yok :))

seni üzen, seni rahatsız eden, ne biliyim beklediğin fedakarlığı göstermeyen kişilere ihtiyacın yok! en azından ben kendime böyle söylüyorum.

az ama öz kişi diyorum hep. ama bu ara gerçekten arkadaşsız kaldım. herkes bir telefon ötemde belki ama artık ben de bir telefon uzaktayım diyorum. isteyen arar, whats up'tan mesaj atar, ne biliyim..

bir arkadaşıma yetmiş kez gelin dedim, hala gelmediler. bir diğer arkadaşımıza biz gittik, onlar bize bir türlü gelemediler_görüşemedik. bir kaç arkadaşım doktor, asistanlar. zamanları yok diye diye bir kere arayıp sormazlar. yoğunluğu artık bahane kabul etmiyorum. çünkü artık bir bebeğim var, o kadar çok işimiz oluyor ki evde, yoğunluk bende de var ve her şey çok şükür bir şekilde yetişiyor. daha çeşit çeşit örneğim var, hepsini sıralayamayacağım.

yani sözün özü artık beni isteyen benimle ilgilensin. herkes için durumum bu, ablam ilgilenmezse ben onunla ilgilenirim, bir tek onu ayırıyorum :) ben kendi davranışlarımı sorgulamaktan, neyi eksik yaptım da böyle oldu demekten yoruldum artık. buraya yazdığımı okumayacak arkadaşlarım, sadece ben içimi döküyorum :)

yıllar içinde gerçekten çok nadir insanı yeni arkadaşım olarak ekledim. neden daha fazla değil bilmiyorum. ama benim için gözden uzak olan gönülden uzak değil, asla. en çok da ben gözden uzağım diye gönlünden uzak olduklarım üzüyor beni. ama napalım...

artık ben kendini didikleyip üzen olmayacağım. bazı aptallar beni üzemeyecek. çok hassasım ya, kesin üzülürüm yine ama olsun en azından verdiğim eski değeri veremeyeceğim :) evet


18.12.2013

oğlumun doğum günü

heyoo

sonunda bir post girebilmenin mutluluğunu yaşıyorum. 1-1,5 aydır yüksek lisans derslerine çalışmaktan ve kampüse gidip gelmekten hiç bir şeye vakit ayıramıyordum. ne güzel başladığım sporum da bu arada gümledi. blog zaten. ah bu telefonlar, hepsi onların suçu. kimse blog yazmıyor, instagrama fotoyu yüklüyor gitsin :)

oğlumun doğum günü eylüldeydi, şimdi 15 aylık oldu :) arada kazalar atlatıyoruz, dudağımız kanayabiliyor, gözümüz yüzümüz çiziliyor, yemek yememeye çalışıyoruz derken büyüyoruz maşallah :)

ben normalde doğum günlerini severim fakat süslemeymiş falan hiç işim olmaz. fakat Barış'ıma ilk doğum gününü güzelce yapayım dedim. Nasıl yapsam kimi çağırsam derken aile içinde yapayım tek çocuk benim oğlum olsun dedim :) büyüyünce, oynamaya başladığında arkadaşlarını çağırır yaparım diye düşündüm. bu doğum gününde yeni yeni yürümeye başlamıştı. tek çocuk olması düşmemesi yönünden de avantaj olur diye düşündüm.

internette gezerken her türlü süsün satıldığını gördüm. eminönünde çoktur diye düşünerek ablamı oraya yönlendirdim hehe :) yönlenmişken kuzencikle gidip süslerimizi aldılar, bir de üstüne hediye ettiler bize ohh mis :* Türkçe olmasını istedim ne yazıyorsa, malum ingiliz ailesi falan değiliz. sevmiyorum ben ingilizce olmasını bir şeylerin, gereksiz buluyorum. tabi peçeteler balonlar mecburen 1st oldu, başka yoktu. sade bir masa hazırladık. cupcake'ler olmazsa olmazdı. onları da annem ve bestecik hazırladılar. masayı yine ablam, teyzem, annem...ben sadece günler öncesinden bir kıyafet aldım kendime, o gün de kuaföre gidip süslendim. hehe.


doğum günü pastasını çok düşündüm ne yapsam ne yapsam diye. gidip pastaneden örneklere baktım bir gün, en güzeli 1 şeklinde pastalar geldi gözüme, klasik ama güzeldi.


dediğim gibi, sade bir masa yapmaktı amacım. fazla süs; mesela gelenlere hediye, su şişesi falan bunlar bana anlamsız geliyor. gelen insanlara hediye bizim adetimizde falan yok bence, bunlar hep babyshower lobisi :)) tabi ki isteğe bağlı, yapana da laf söylemek değil amacım. zaten evdeyiz, içeceğimiz de çay, malum bir kişi diabetik ;)

bir kaç hafta önceden Barış'a mum üfletme alıştırmaları yaptırdık, ama doğum gününde üfleyemedi minnoşum. kuzum benim. böyle bir anısı olsun, güzel fotoğrafları olsun istedim. ona güzel bir anı kalır diye düşündüm, o yüzden böyle aile arasında hoş bir gün geçirdik. İstanbuldan ablacım, izmirden teyzemle kuzenim geldiler. babaanne-dede-amca geldiler. çok güzel oldu. fotoğrafları ablam, oğlumun amcası ve dayım çektiler. bana artık sadece bu fotoğrafları seçip bastırmak kaldı :)

5.11.2013

merhaba :)

epeydir yazmıyorum. her şey birikti.. öncelikle barışın doğum gününü yazacağım, daha doğrusu fotoğraflarını koyacağım ama fotoğraflar evdeki bilgisayarda. e bilgisayarı açınca barış yanımda bitiveriyor. o uyusun da yapayım gibi bir durumum yok, beraber yatıyoruz gece..

kitap okumak istiyorum :) her zamanki gibi. o da olmuyor. füsun önal'ın kitabını aldım, dün geldi kargo. güzele benziyy ama daha sırada çook kitabım var. bu sene bir tek kahperengi'yi okudum valla.

asıl bu dönem benim 5 adet dersim var. 2'sini geçen dönem de aldım ama yapmadım dersleri, bıraktım. onları özellikle vermeliyim ki atılıp tekrar dönmek için uğraşmayayım :) daha hocamın yanına gitmedim, ama bugün olmadı yarın gitmeyi planlıyorum..

gezmek istiyorum. mümkünse amerikaya gitmek :) ama param falan yok. en iyisi yaza bi avrupa planı yapmak :) gerçi bi yerlere gidesimiz var, olay parasını biriktirmek :) pasaport çok pahalı yaa, o ucuz olsa her şey daha güzel olacak. çok fazla pasaport parası ödeyen bir ülkeymişiz, diğer ülkelerde bu kadar pahalı değilmiş...

hiç bir zaman görünmeyen bir dövmem var_öyle ki artık düşük bel bikini giymemin söz konusu olmadığı bir vücudum da var. bir de ben bu dövmeyi hangi akla hizmet yaptırdım hatırlamıyorum. tabi ki sarhoş değildim, dövmelere bayılıyorum ama kelebek neden? derken derken bugün drew barrymore'un dövmesini gördüm. acaba ona bayılıyorum ya, bir de özenmiş miydim? benimki belimde.


himym'ın bir bölümünde ted beline kelebek dövmesi yaptırıyordu ve herkes çok dalga geçiyordu. çok utanıyorum :) ama o erkek olduğundan dalga geçtiler evet eveet :D

keşke herkes her gün blog yazsa. ben de okusam. cep telefonu nereye kadar?

:*

ha, bi de şu var: tırtılın kaderi kelebek olmak ve güzel ölmektir.

10.09.2013

yarın

yarın oğlumun doğum günü. ağla çıldır gül eğlen derken 1 yıl geçmiş bile. geçen sene bugün, benle hiç ilgilenmeyen kişilerle yarın olsa da bebeğim gelse diye bekliyordum.

neyse, gün mutluluk günü. yazın sıcağının bir anda gittiği bu günlerde işte oğluma kavuşmuştum geçen sene. ah benim miniğim. seni çok seviyorum çılgın yaramaz tarla farem :*

doğduğunda kime benzediğini bilemiyorsun, hatta gün geçtikçe hala bakıyorsun kime benziyor kime benziyor. derdimiz kime benzediği değil de büyüyünce ne kadar yakışıklı olacağı aslında :) inşallah hayatı sabah mutluluklarının tadında devam eder. hep sağlıklı hep mutlu hep huzurlu.

yarın doğum günü kutlamamız yok, anneannelere göre ayarladım, bir buçuk hafta sonra yapacağım :) inşallah güzel olur. yarın aşımız var, onu yaptıralım da, kutlamamız sonra olsun ;)

annelik güzel be. ama zor. klasik laf. çok sorumluluk isteyen bir durum işte.

15.08.2013

karıştırdım





şimdiiii, bu ikisi karışır mı :)) karıştırıyormuşum vallahi. geçenlerde cnbc-e'de bi filmde ikisini birden görünce farkettim ahaaa :)) matthew olanın soyadını yazmamak için isim vermiyorum, zor nabıyım :)

18.07.2013

barışla tatil :)

Merabaaa

epey önceki tatilimizi biraz yazayım ama di mi :) ilk tatilimize arabada oturmayı, bir yerlere gitmeyi hiiç sevmeyen oğlumuzu düşünerek en yakın yere gidelim dedik. incekumun denizi sakin ve kumu çok güzel diyerek incekumda bir otele gittik ( gidince rüzgarlı ve çok dalgalı çıktı denizi ama :p ).

öncesinde 2-3 hafta stres yaptım. Allahım o kadar eşya ve bebeğimin arabası nasıl sığacak bizim arabaya diye, arabayı bile değiştirecektik nerdeyse o ara :p neler almalıyım yanıma diye listeler yapmaya başladım...bir kaç ilaç aldık, mesela ablamın tavsiyesiyle gözüne kum kaçar da enfeksiyon yaparsa diye bir kaç göz damlası, ateş düşürücü şuruplar, sinek kovucu ( chicco'nunkini tavsiye edebilirim ), şapkalar, çıtçıtlı kolsuz badiler ( çünkü daha evde giymiyordu ve hava serindi biraz ), araba için güneşlikler, yüzme bezi..Hep dar zamanlarımız olduğu için aklıma gelmeyen bir sürü şey de dahil, yavaş yavaş tamamladık. Mesela gitmeden epey önce hazır kaşık mamalarına alıştırmaya başladım oğlumu_orda ne yiyecek diyerek.

Ön hazırlıktan sonra yola koyulduk. Arabaya da gayet rahat sığdık :) yolda biraz delirse de kah meyve kah meme vererek oğlumu sakinleştirmeyi başardım :) bezini arabayı durdurarak değiştirdik ara ara...


Sonra gittik deniz kenarınaaa :) Hemen kumlara atladı, denizin kenarına gittik, suya doğru fırladı :)) Sevdi benim oğlum denizi :) fakat deniz çok dalgalıydı, o yüzden daha çok havuzu tercih ettik. İşte burada da oğlum nehir ablasının simitiyle havuzda:


saat 11'den sonra güneşte bırakmadık. havuz kenarında bebek odası vardı, bir gün oraya salıverdim, oynadı ordaki oyuncaklarla, rengarenk bir odaydı zaten, nasıl sevmesin :) sanki o yer temizmiş gibi oralarda oynattım :p napıyım, pislikle de bir şekilde tanışması lazım dedim. turistler gibi kafelerdeki halıflekslere salamasam da orada bıraktım azcık emeklesin.


güneş koruyucusu da coppertone'du. arada tekrarladım, hiç yanmadık maşallah. babasıyla yüzerken:


en güzeli yemek saatleriydi. evde mama sandalyesini sevmeyen Barış, oradaki minik, maması olmayan sandalyeyi çok sevdi. yemeklerden yiyebileceklerinden yedirdik. evde yoğurdunu kendim yapıyorum günlük sütle, orada hazır yoğurtlardan yedi, nabıyım :) eve dönünce tekrar hazır yoğurtlar cıss :))



tatilin son günlerinde burnu akmaya başladı. döndükten 1-2 hafta sonra da boğaz enfeksiyonu ile ilk antibiyotiğini içti ama olsun. tatil bebekler için iyidir diye düşünüyorum, üşenmeyin bebeli ana babalar gidin derim. okuyan bir sorusu olan varsa yorum kısmından sorarsa hemen dönerim. dediğim gibi gitmeye kadar olan kısım biraz stresli olabiliyor :)

öptüm